Demokratız. Bu büyük bir iddia. Bunun hakkını vermekle meşgulüz. Demokratlığın ancak bana benzemeyen için de sesini çıkarman gerektiğinde çıkarabiliyorsan bunun namuslu bir demokratlık olabileceğini biliyoruz.
İdeolojimiz nedir gibi bir derdimiz yok. Son aşamada hepimiz vicdanlarımızın peşinden ortak bir söylemde bir araya geliyoruz. Hiçbir yerde kendini evinde hissedememe, bir yurtsuzluk, rahatsızlık hali bizi böyle bir söylemde ortaklaştırdı. Vicdani siyaset yaptığımızı iddia ediyoruz. Muhalifiz ama isyan ahlakıyla hesap sormayı, sorumluluk ahlakıyla da hesap vermeyi bilen bir muhaliflik bu.
Türkiye’de zencileri zencilere kırdırarak ayakta kalan bir müesses nizam söz konusu. Bu iktidar bloğunun üzerinde oturduğu dengeler mekanizmasını ancak birbirimizin haklarına çaprazlama sahip çıkarak bozabiliriz. Ezberleri dağıtarak. Bir müslümanın çıkıp “1915’te beni Boğazlayan kaymakamı değil, bu katliama karşı sesini çıkaran Boğazlıyan Müftüsü temsil etmekteydi diyebilmesi” gerekir. Alevilerin taleplerini en başta Sünnilerin görüp sahiplenmesi gerek. Alevilerin de Sünnileri laik duyarlılıklara, iktidara sırtını dayayarak ötekileştirmemesi. Bir sosyalistin başörtüsü ayrımcılığının bir tür ırkçılık haline geldiğini görmesi, sesini daha gür çıkarması gerekli. Yoksa toplumsal kesimler arasındaki bu derin güvensizlikle demokrasiyi de birlikte yaşamayı da başaramayacağız.
- - -
Siyaset yapmamızın nedeni büyük projelerimizi gerçekleştirmek, iktidara oynamak gibi duygular değil. Siyaseti Arendtvari varoluşsal bir ihtiyaçtan yapıyoruz aslında. Genç Siviller gerçekten rahatsızlar. Ama sahiden rahatsızlar. Üzerinde eylem ve söylem ortaya koyduğumuz meseleler bizim karnımızı ağrıtıyor, psikolojimizi bozuyor gerçekten de. Rahata ermek için bir şeyler söylemek bir şeyler eylemek zorundayız. Siyaseti böyle çok kişisel nedenlerle yapıyoruz. Var olmamızla ilgili çok hayati bir şey yani. Tinselliğini yitirmemiş bir siyaset yapma biçimi bu. Ayrıca yine Arendtten ilham alarak tefekkürsüz eylemin eylemsiz tefekkürün eksik olduğunu düşünüyoruz. Bu yüzden siyaset tartışmasının derinleşmesine katkı yapmak amacıyla Siyasal Ufuk Hareketi içinde daha entelektüel etkinlikler de yapmakla meşgulüz. Kervan yolda dürülür diyoruz aslında. Yeter ki biz bu çölde yolumuzu şaşırmayalım.
Genç Siviller hep olmasından özlemle bahsedilen iç dinamiklerimizden biri. Türkiye de tüm değişimlerin dış baskıyla olacağı söyleniyor, ama 1876’dan beri meclisi olan, 1908 den beri seçimlerin yapıldığı, savaş koşullarında bile meclisin üstünlüğü anlayışından vazgeçmeyen bir ülkeden bahsediyoruz. Tüm toplumlarda olduğu gibi bizim de kendi irademize sahip çıkma, kendi işimizi görme yeteneğimiz var. Bizim ki belki bu yolda tarih boyunca atılmış pek çok adımdan söylenmiş pek çok sözden sadece biri. Bu açıdan bundan 130-140 yıl önce bu coğrafyada istibdada karşı sesini çıkaran Genç Osmanlılarla aynı köklere sahibiz herhalde.
Kaynak : http://www.gencsiviller.net/leafs.php?leafs_id=1