Oy kullanmak için, üye girişi yapınız.

mesajı gizle

Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) nedir ? haritaları nasıl çizilmiştir. İsrail'in ve Amerikanın bu projedeki üstlendiği roller nelerdir ?

17 cevap verilmiş

Büyük Ortadoğu Projesi , resmi adıyla Genişletilmiş Ortadoğu ve Kuzey Afrika Girişimi. Büyük Ortadoğu Projesi, ABD'nin batıda Fas, Moritanya, doğuda Orta Asya veMoğolistan, kuzeyde Kafkasya ve Türkiye, güneyde Arap Dünyası'ndan Somali'ye kadar uzanan bir coğrafyada yer alan ülkelere yönelik siyasi, hukuki, bilgi/eğitim, ekonomi, sosyal ve güvenlik boyutlarını içeren kapsamlı bir "islam coğrafyası" dönüşüm stratejisi olup, bu alanlarda uzun vadeli bir değişimi hedeflemektedir. ABD’nin Donald Rumsfeld, Dick Cheney, Paul Wolfowitz,Richard Perle ve William Kristol öncülüğünde, 1997'de oluşturduğu 'Yeni Amerikan Yüzyılı Projesi'nin (PNAC) bir alt unsurudur.[1] ABD Kongresinin 1957’de kabul ettiği Ortadoğu’da Barış ve İstikrarı Koruma başlığını taşıyan ve Eisenhower Doktrini olarak anılan kararı bugünkü BOP'tan farklı değildir. BOP’a ilişkin bütün değerlendirmeler, NNSS 02 olarak kodlanan Ortadoğuda ABD’nin Yeni Ulusal Güvenlik Stratejisi: Bir 11 Eylül Sonrası Analizi, (New National Security Strategy of The USA in the Middle East Apost September 11 Analysis) adlı belgeye dayandırılmaktadır. ABD Hükümeti bu politikasını farklı yollarla açığa çıkarmaya başlamış ve önümüzdeki 10 yılda ABD- Orta Doğu Serbest Ticaret Alanı önerisi ve Aralık 2002’deki Orta Doğu Ortaklık Girişimi bünyesinde destek programları bunlardan birkaçını oluşturmuştur. Ulusal Demokrasi Desteği’nin (National Endowment for Democracy) 20. yılında ABD Başkanı tarafından geliştirilen ve 2004’teki State of Union konuşmasında daha da genişletilen, en son olarak da, G-8 Zirvesi için hazırlanan ve Al-Hayat Gazetesinde 13 Şubat 2004’te yayınlanan çalışma kağıdı Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı’nın 2002 ve 2003 Arap İnsani Kalkınma Raporları’nda belirtilen ‘eksikliklere’ dayandırılmıştır.[2] ABD Büyük Orta Doğu Projesini, desteğini almak istediği G-8’i oluşturan Fransa, Almanya, İtalya, Japonya, Kanada, İngiltere ve Rusya’ya iletmiştir. Bu ülkelerde mercek altına alınan proje, Haziran 2004’te Amerika’da, G-8 zirvesinde ele alınmıştır.[3][4] --------------------------- Büyük Ortadoğu Projesi ile ABD'nin Amacı [değiştir]Fransa Yeşiller grubunun önemli liderlerinden biri Yves Cochet İnsani ve demokratik giysilere sokulan ABD’nin Büyük Orta Doğu Projesi, aslında bölgedeki tüm petrol musluklarına el koymaya yönelik bir girişimdir. diyerek, petrol kadar enerjetik, kullanımı, stoklanması, nakliyesi kolay, kullanım alanları çeşitli bir başka sıvı keşfetmeye zaman kalmadığını, zaten bir başka evrensel enerji kaynağına ilişkin yatırımlaınr da, on yıl içerisinde 100.000 milyar dolar civarında para gerektirdiğini; kısacası, dünyayı bekleyen bir krizin kaçınılmaz olduğunu dile getirmiştir.. [6] Bu geniş coğrafya, dünya enerji kaynaklarının çok büyük bir bölümüne sahiptir. Bu anılan geniş bölgede farklı uluslar, kültürler, diller ve dinler yaşamaktadır. Bu alanlarda ABD ekseninde bir “düzen ve istikrarı” kurmak ve egemen kılmanın, bir bakıma dünya egemenliğini büyük bir dayanağa ve güvenceye kavuşturmak anlamına geleceği kabul edilmektedir. Başta petrol olmak üzere doğalgaz, su gibi temel maddelerin denetim altına alınması, nakil yollarının denetlenmesi demek, aynı zamanda, olası rakip devlet veya devlet gruplarının önünün kesilmesi anlamına gelmektedir.[7] İkinci hedefin enerji kaynaklarının ele geçirileceği ve daha şimdiden bölge petrollerinin @’ı olan Irak petrolleri, Afganistan’daki zengin uranyum kaynakları fiilen olmak üzere el değiştirdigi bu durumun dünya bor tuzlarının u ine sahip bulunan Türkiye Cumhuriyeti 'ni de yakından ilgilendirdiği belirtilmektedir.[8] Bir başka hedefin ise küresel sömürü aracı olan nitelendirilen doların mevcut hegemonyasının sürdürülmesi isteğinin olduğu görüşüdür.[9][10][11] ---------------------------------- ABD Yayılma Siyaseti [değiştir] ABD'nin yayılmacı siyasetinin arkasında şu nedenlerin yattığı gösterilmektedir: [12] ABD'nin endüstri ve ziraati ihtiyacın ötesinde büyümüştü. James G. Blaine gibi iş camiası ve siyasetin önde gelen figürleri daha fazla ekonomik büyüme için yabancı pazarların gerekli olduğu olduğu ve bunun içinde saldırgan bir dış politika izlenmesi gerektiğine inanmaktaydılar. Ernst Haeckel'in "biyogenik yasa"sına dikkat çeken John Fiske, Anglo-Saxon ırki üstünlüğü teorisini öne sürmüş, Josiah Strong ise geri ulusları "medenileştirmek ve Hristiyanlaştırmak" gerektiği çağrısını yapmıştı. Bunlar Amerikan siyaset düşüncesinde bazı gruplarda giderek büyüyen Sosyal Darvinizm ve ırkçılığın da tezahürleriydi aynı zamanda. Frederick Jackson Turner'in geliştirdiği "Öncülük Tezi". Amerika'nın öncülüğü medeniyet için gereken yaratıcılık ve gücü (virility) taşımaktaydı. Çoğu insan Amerikan ruhunun sürdürülmesi için denizaşırı yayılmacılığının hayati olduğuna inanmaktaydı. Alfred T. Mahan'ın 1890'da yayımlanan "The Influence of Sea Power upon History" adlı eseri ABD'nin "dünya gücü" konumunun yükselmesi için gereken üç unsur olduğunu öne sürmüştü: Güney Amerika'da bir kanal inşası (Panama Kanalının inşası fikrinin de kaynağıdır), ABD deniz gücünün genişletilmesi ve Pasifik'de Çin ile ticareti geliştirmek için ticari/askeri bir yapı, karakol inşası. Bu yayın Roosevelt gibi başkanların politikaları ve daha güçlü bir deniz kuvvetlerinin kurulması konusunda etkili olmuştu. Küresel Enerji [değiştir]ABD ekonomik gücünün temel kaynağı olan enerji ihtiyacının karşılandığı bölgede güvenlik ve istikrarı sağlamaya mecburdur. Bradley A.Thayer tarafından Bar-Ilan Üniversitesi'ne bağlı 'Begin-Sedat Stratejik Çalışmalar Merkezi' ıçın yapılan (Aralık 2003) Amerikan Barışı ve Ortadoğu başlıklı inceleme sonuçları şöyledir; a.ABD'nin büyük stratejisi, 'egemen güç üstünlüğünü' esas alır. Egemenlik, bir devletin askeri gücüyle kalanlara hakim olduğu uluslararası politika şartlarıdır. Amerikan egemenliği, diplomatik-ekonomik-askeri çıkarlarını geliştirme, uluslararası ortamı şekillendirme ve düşünceleri yayma yeteneği kazandırır. b. Ortadoğu küresel enerji kaynaklarının en önemli merkezi ve ihracatçısıdır Dünyanın kanıtlanmış doğalgaz rezervlerinin ise yüzde 34'ü de Ortadoğu'dadır. Petrol tüketimi 2003'te günde 66 milyon varilken, 2020'de 119 milyon varil olacaktır. Ortadoğu petrolünün kalitesi bir hayli yüksek ve maliyeti de ucuzdur. Ortadoğu dünya petrol rezervlerinin yüzde 65.4 üne sahiptir. Bu rezerv 1.047 milyar varildir. Mısır, Cezayir, Libya ve Tunus rezervleri de eklenince toplam, rezerv dünya rezervlerinin yüzde 69.6 sına ulaşmaktadır. Ortadoğu'nun potansiyel rezervleri ise 252.5 milyar varildir. 2002 Yılında Ortadoğu küresel petrol ihtiyacının yüzde 41.4 ünü karşılamıştır. Geleceğin küresel petrol ihtiyacını karşılayabilecek ve bu maksatla üretimi artırabilecek bölge Ortadoğu'dur. Kuzey Amerika'nın 2025'e dek Ortadoğu'dan alacağı petrol yüzde 85 artacak, bunun büyük bir kısmı ABD'de tüketilecektir. 2025'e kadar Avrupa'nın Ortadoğu'dan petrol alımı yüzde 57, Japonya'nın yüzde 50, Pasifik'teki gelişmekte olan ülkelerin yüzde 100 ve Çin'in ise yüzde 500 artacaktır.[13] ABD eksenli kapitalist bloğu Büyük Orta Doğu Projesi (BOP) türünden yeni senaryolara iten 4 temel tehdidin söz konusu olduğu düşünülmektedir. 1. Çağdaş tatminsiz bireyin arayışı sürecinde "İslami yönelişin adresini saptırmak" 2. Dünyanın ekserisini ilgilendiren fakirlerin isyanı. 3. Diğeri ise sayısal olarak dünya nüfusunun azınlığını teşkil etse de, harekete geçirebileceği değişim dalgalarının çapı ve derinliği itibariyle aslında kapitalizmi "içerden" değişime uğratma dinamiğini de barındıran, kapitalizmin içinde bulunduğu tatminsizlik. 4. Petrol ve su kaynaklarının güvenliğini garanti altına almak Bu 4 ana sorun ile BOP arsında iki aşamalı bir ilişki olduğu düşünülmektedir. Nihai mal ve hizmet satışı, bir yandan da üretim girdisi temini anlamında yeni pazar yaratmak ve de yeni kapitalist dinamik ve varsayımların Çin eksenli coğrafyadan gelişimini önlemek. Kısaca ana amaç Asya eksenli bir medeniyet başkaldırısının önünü kapatmak. Ancak ABD’nin projeyi hayata geçirmede ciddi sıkıntılarla karşı karşıya geleceği ve büyük ihtimalle başarılı olamayacağı çünkü projenin temel felsefe itibariyle özellikle "Ortadoğu" olarak kabul edilen Arap dünyasındaki mevcut yönetimleri karşısına aldığı ifade edilmektedir. [14] Petrol [değiştir]Ana maddeler: Petrol, Petro-dolar ve İran Petrol Borsası Her gün tüm dünyada tüketilen petrolün % 55’i, yani 43 milyon varil, ithalat ihracat yoluyla el değiştirmektedir. Küresel petrol akımlarının güvenliği, ABD’nin stratejik bir önceliğidir. Günde 35 milyon baril petrol, Süveyş Kanalı, Hürmüz (13 milyon), Malakka (10 milyon), Bab el Mandeb, İstanbul ve Çanakkale boğazlarından geçmektedir. Bunlara, Kızıldeniz ve Akdeniz’e akan 4 adet petrol boru hattı da eklenmelidir. Suudi Arabistan’ı batıdan doğuya geçip Yambu limanına varan hat, günlük 5 milyon barillik kapasiyesiyle en önemli olanıdır. Daha düşük kapasiteli bir diğer hat ise, Irak’tan Ceyhan’a ulaşmaktadır. [15] 2025 yılına gelindiğinde, ABD’de tüketilen petrolün % 71’i, Batı Avrupa’dakinin % 68’i, Çin’dekinin % 73’ü kendi ülkeleri dışından sağlanacaktır. Enerji gibi yaşamsal bir sektörde oluşan ve gitgide artan bu dışa bağımlılık, Orta Doğu, Afrika, Orta Asya’da, büyük güçler ve petrol şirketlerinin kendi aralarında başlatmış oldukları petrol savaşını ve Irak savaşını da izah etmektedir. [16] ABD ekonomistlerinin yaptıkları hesaplamalara göre, küresel petrol ihtiyacı 2030 yılına kadar her yıl % 1.6 oranında artarak günde 75 milyon varilden 120 milyon varile yükselecektir. ABD 2029 yılında ithal edilecek petrol için yılda 150 milyar Dolar ödemek zorundadır. Bu tarihte Çin’in petrol ihtiyacı yüzde yüz artacak, AB ülkeleri tükettikleri petrolün % 92’sini ithal edecektir. Dünya nüfusunun % 5’ni oluşturmasına rağmen, dünya gelirinin % 40’nı kontrol eden ABD için enerji akışının sürekliliğini ve enerji kaynaklarının bulunduğu bölgede istikrar ve güvenliği sağlamak bir zorunluluk olarak algılanmaktadır. 100 ABD Doları1945 yılında, ABD Başkanı Roosevelt ve Suudi Kralı arasında imzalanan antlaşma ile Amerikan şirketlerinin Suudi petrolü üzerindei hakimiyetini başlatan adımı atılmıştır. İran’da Roosevelt ailesinden CIA Tahran İstasyon Şefi Kim Roosevelt ile Şah’ın dostu, 1991 Körfez Savaşı ABD Ordusu Komutanı Schwarzkopf’un babası General Norman H. Schwarzkopf’un öncülüğünde, İran petrolünü millileştiren Musaddık bir darbeyle devrilmiş, ülkeden kaçmış olan Şah geri getirilmiş, askeri polislikten gelme General Schwarzkopf Savak’ı eğitmiş ve İran petrolü de Batılı şirketler arasında yeniden paylaştırıldı. Sonraki yirmi yıl içinde de, Ortadoğu petrolünün yüzde 65’i Amerikan şirketlerine geçmiştir. [17] ------------------------------------------- BM Arap İnsani Kalkınma Raporu [değiştir]ABD’nin kendi projesini hazırlarken yararlandığı BM Arap İnsani Kalkınma Raporu'nda, Arap dünyasının kalkınması önündeki en önemli engelin İsrail işgalinin olduğunu savunmakta ve İsrail’in Arap topraklarını işgal etmesini şiddetli bir dille eleştirmektedir. Büyük Orta Doğu Projesinde bu görüşe yer verilmemiştir. Arap dünyasında, daha çok sol eğilimlilerin benimsediği görüşe göre, İsrail işgali, totaliter yönetimlerin yayılmasına neden olmuştur. Büyük Ortadoğu Projesinde Türkiye'nin Rolü: [değiştir]Akademik ve siyasi çevreler Türkiye'nin BOP içerisindeki rolünün Büyük Ortadoğu Jandarma Komutanlığı şeklinde düşünüldüğünü kaydetmektedirler.[24] [25] Soğuk Savaş sonrasında uluslararası sistemde yaşanan boşlukları doldurmak üzere uluslararası toplum Avrasya’dan başlamak üzere ABD tarafından, ideolojisi olan Anglo - Sakson kapitalizmini yeniden yapılandırılmaya tabi tutmuştur. Emperyal güçlerin Ortadoğu’ya ilişkin planları yeni olmadığı, 20. yüzyılın ilk çeyreğinden sonlarına kadar Türkiye’nin emperyalist sistemin uç kalesi olarak tasarlandığı ve SSCB’ye karşı kullanıldığı belirtilmektedir. Ortadoğu’nun S.S.C.B. nüfuz alanına girmemesi için Türkiye bölgede etkili bir silahlı güce dönüştürülmüştür. İkinci Dünya Savaş’ı sonrasında Türkiye’nin Soğuk Savaş'ta rolünün ne olacağı tartışılırken Türkiye’nin NATO üyeliğine karşı çıkan İngiltere, yeni bir proje ileri sürmekteydi. İngiltere, bir “Ortadoğu Komutanlığı Projesi” ileri sürmekte ve Türkiye’nin bu proje içinde Batı’nın çıkarlarını savunması gerektiğini düşünmekteydi. İngiltere Dışişleri Bakanı Ortadoğu’nun SSCB’ye karşı savunulmasını bizzat Türkiye’nin üstlenmesini istemekteydi: Ortadoğu’nun savunulmasıyla olan ilgisi dolayısıyla, Birleşik Krallığın, bu bölgenin savunmasında Türkiye ile işbirliği yapmakta özel menfaati vardır... Türkiye’nin Orta Doğu’nun savunmasında kendisine düşen rolü oynaması üzerinde hassasiyetle duruyoruz. Türk Hükümeti de bu görüşü paylaşmaktadır. Dünyanın bu önemli bölgesinin güvenliği için yapılan planlara Türkiye’nin katılması için gerekli çalışmaların bir an önce tamamlanmasını ümit ederim. Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Adnan Menderes Ortadoğu’da Barış ve İstikrarı Koruma planı ile ilgili olarak yaptığı ...Çünkü, istikrar ve milletlerin istiklali gayesini güden garb devletlerinin siyaseti bakımından, Türkiye, bu bölgede büyük ehemmiyet arzetmekte ve bu bakımdan gerekli vasıfları haiz bulunmaktadır... Eisenhower Doktrini’nin doğruluğu ve sakatlığını tarih huzurunda... Amerika’nın bu planda ve bu hesapta, Türkiye Cumhuriyeti’ne vereceği yer, mevki ve ehemmiyet tayin edecektir. açıklaması ile Hükümetin ABD'!nin Türkiye Cumhuriyeti'ne biçtiği rol için hazır olduğunu açıkça dile getirmektedir. Anıl Çeçen başta olmak üzere siyasi ve akademik çevreler bölgede yeni bir Osmanlı İmparatorluğu kurulacağını ama bunun Türklerin kuracağı bir Osmanlı İmparatorluğu değil, Amerikalıların kuracağı bir Osmanlı İmparatorluğu olacağını; bu yeni Osmanlı yapılanmasının federasyon ya da konfederasyon şeklinde ortaya çıkabileceğini ve ABD’nin planında yer alan Yakın Doğu Konfederasyonunun İstanbul merkezli olacağını dile getirmektedirler. [26] Zbingniev Brezinski, Türkiye Karadeniz bölgesini istikrar içinde tutar, Akdeniz’e girişi kontrol eder, Kafkasya’da Rusya’yı dengeler, hâlâ Müslüman fundamentalizmine karşı panzehirdir ve NATO’nun Güney kanadının dayanağıdır diyerek ABD’nin Türkiye için biçilen role işaret etmiş, 20 Nisan 2005'te Işık Üniversitesi ile Demokratik İlkeler Derneği tarafından düzenlenen ve Işık Üniversitesi öğretim üyesi emekli büyükelçi ve MİT Müsteşarı Sönmez Köksal'ın yönettiği Büyük Ortadoğu Projesi Panelinde, araştırmacı-yazar Andrew Mango, müdahaleci politikası dolayısıyla Amerika'nın bügünkü yönetiminin AB ülkelerinde eleştirildiğini ve kaygıya neden olduğunu belirtirken, bütün gelişmiş ülkelerin Büyük Ortadoğu'daki çıkarlarının örtüştüğünü söylemiştir. Petrol şirketleri ve gelişmiş ülkeler arasındaki rekabeti abartmamak gerektiği üzerinde duran Mango, gelişmiş ülkelerin asıl çıkarlarının Ortadoğu ülkeleriyle normal iş ilişkileri kurmak olduğunu söyledi. Bu nedenle bölgede düzene ihtiyaç duyulduğunu kaydeden Mango, Ortadoğu ile ilgili tüm girişimlere ideolojik açıdan bakmak yerine maliyet-kar analizinin önemini vurgulamıştır. Türkiye'nin Ortadoğu ülkeleri için önemli bir örnek teşkil ettiğini söyleyen Dışişleri Eski Bakanı Emre Gönensay Ortadoğu bölge halklarının kendi kaderlerini belirlemeye başladığını, Amerika'nın Ortadoğu'daki hedefinin istikrardan ziyade, demokrasiyi bölgeye getirmek olduğuna da değindi. [27] ----------------------------------------------------------------- ÖNEMLİ! Türkiye hakkında dışarıda hazırlanan stratejiler, uygun zaman dilimlerinde bölümler halinde uygulamaya konuluyor.. Toplumun çeşitli kesimleri, değişik zamanlarda, değişik kombinezonlarla devreye sokuluyor ve adım adım Büyük Ortadoğu Projesi’ne (BOP) doğru yol alınıyor..[36] Tekrar ana konuya dönelim ve bunun adını koyalım: BOP, GOP ne derseniz deyin. Bunun iki tarafı var, birisi haç, birisi hilal. ABD Başkanı Bush seçimlerin hemen arkasından «Biz haçlı savaşı veriyoruz» diye telaffuz etti, sonra nahoş bir manzara çıkınca dünyanın önünde, kalktı bunu tamir etti, «Yanlış anlaşıldım» dedi. Bu « Yanlış anlaşıldım » tâbiri siyasetçi tarafından kullanıldığında, «Ben sizi aldattım» demektir.[37] Amerika’nın Büyük Ortadoğu projesinin Bush’un 2002 Birliğin Durumu konuşmasında ilan ettiği, İran, Irak ve Kuzey Kore’yi hedefleyen “şer üçlüsü” söyleminin bir uzantısı olduğu ortada. Şer üçlüsü söyleminin pratik uygulaması Irak’ın topyekün imha edilmesiydi. Anlaşılan o ki Büyük Ortadoğu projesi de öncelikle İran ve Suriye gibi ABD yörüngesinde olmayan ülkeleri hedefleyecek. Aynı oyunun ikinci perdesi sahne alıyor. [38] Yemen nasıl bir ülke bir fikriniz var mı? Hemen söyleyeyim, bırakın demokrasiyi, modern hiçbir toplumsal-siyasal kavramın kıyısından geçilmeyen, feodal yapının dimdik ayakta durduğu bir ülke. Kâğıt üzerinde laik denilebilecek bir cumhuriyet, ama kâğıt üzerindeki kurallar ile toplumsal hayat arasında uçurumlar var. Kadınların örtünme mecburiyeti yok, ama ülkede toplam 15 başı açık kadın varmış...Diğer taraftan, bakın kimse, Yemen'in uyuşturucu bitki üretiminden söz etmiyor. Duymuşsunuzdur, Yemen'de üretilen ve yaygın olarak tüketilen 'gat' diye denilen uyuşturucu bir bitki var (gat),Suriye gibi maraza çıkarılmak istenen bir yer olsaydı da, 'gat' konusu nasıl bir 'narkotik' suç mevzusu olarak büyütülüyordu görürdünüz...Konu, Büyük Ortadoğu Projesi adı altında yürütülen ikiyüzlü emperyalist politikalar. ABD'nin peşine takılan ülke 'demoktratik', takılmayan istibdat ilan ediliyor. [39] Amerika"nın yeni projesinin, örneğin Mısır ve Suudi Arabistan"da aynı şekilde uygulanamayacağını vurgulayan Abdul Nasır, Mısır"ın daha demokratik, daha açık bir toplum olduğunu, Suudi Arabistan"ın ise farklı bir yapı arz ettiğini dile getiriyor. Mısır"daki demokratik yapının yeterli olduğunu söylemenin mümkün olmadığına da işaret eden Abdul Nasır, halkın yönetim üzerinde daha fazla söz sahibi olması gerektiğini ifade ediyor. Büyük Ortadoğu Projesi"nde asıl hedefin Suudi Arabistan olabileceğine değinen Abdul Nasır, Irak"a atıfta bulunarak demokrasi getirmek için bir ülkenin işgal edilemeyeceğini vurguluyor.[40] AB'nin yetkili kişilerinde, siyasilerinde ve bürokratlarında Recep Tayyip Erdoğan'ın AB konusunda samimiyetsiz olduğu şeklinde çok ciddi bir endişe değil bir fikir belirmeye başladı. Türkiye'ye tarih vermek istemelerinin önemli sebeplerinden biri de Recep Tayyip Erdoğan'a Türkiye'yi bırakmamak. Çünkü Recep Tayyip Erdoğan'ın samimiyetsiz olduğu ve yavaş yavaş Büyük Ortadoğu Projesine ve Amerika'ya doğru kaydığını düşünüyorlar.[41] 1 Mart tezkeresi ile ilgili bazı bilgiler benimle beraber mezara gidecek. Ama, o zaman ABD’nin Büyük Ortadoğu Projesinde Türkiye’nin yerine bakarsanız olayı anlarsınız.' diyerek ve de 1999, terörle mücadele tarihimiz açısından bir dönüm noktasıdır. Öcalan bu tarihte Amerikalıların yardımı ile yakalandı. Öcalan’ın yakalanması ile Talabani ve Barzani alternatifsiz kaldı, Kuzey Irak’taki PKK gücü tasfiye oldu. Bunlar (Talabani ve Barzani) ABD’ye daha çok bağlandılar ve koltuğumuzdan çıktılar. Amerika Öcalan’ı bize teslim ederken, bunlara ciddi bir avantaj sağlarken, terör örgütünü istediği gibi kullanma imkanını da elde etti. Şimdi yaşadığımız terör tesadüf değil. Şu anda PKK Kuzey Irak’ta ABD’nin kontrolündedir. şeklinde açıklamalarda bulunarak tüm bunların ABD'nin bir oyunun parçası olduğunu örtülü olarak belirtmiştir.[42] Yüzyıllardır batı ve doğu kültürleri arasında bir köprü oluşturan Türkiye, uzun zamandır demokratik kurumlara sahip olup siyasi ve ekonomik reformlarını tammamlamış, dinsel açıdan hep hoşgörülü davranmıştır. Büyük avrupa ailesine tam üyelik yolunda ilerleyen Türkiye’nin tarihi, Büyük Orta Doğu bölgesindeki uluslar için başarılı reform örnekleriyle doludur.[43] Yeni Amerikan Yüzyılı Projesi; Amerikan Girişim Enstitüsü, Hudson Enstitüsü ve Reagan Hükümeti'nin tutkularıyla beslenip Bush'un yönetiminde neo-con'ların önderliğinde ortaya çıktı. ABD terörizmi tarafından ulusların ve bireylerin güvenliğine yönelik tehdit, 2000 yılında yazılmış ve yeni açığa çıkarılmış bir belgede, kehanet derecesine varan ayrıntılarla anlatılıyor. Orada, Amerika'nın insanlığın ve dünya kaynaklarının çoğunluğuna egemen olmak için ihtiyacı olanın, "yeni bir Pearl Harbor gibi yıkıcı ve hızlandırıcı bir olay" olduğu söyleniyor. İşte 11 Eylül Saldırıları, "çağların fırsatı" olarak nitelenen "yeni Pearl Harbor" oldu. kaynakça: wikipedia ve bilumum bilgi kaynakları

Talha Erhan profil resmi
Talha Erhan
7 yıl önce

BÜYÜK ORTADOĞU PROJESİ 20. yüzyılın ilk yarısı Osmanlının da ortadan kaldırılmasıyla birlikte dünyanın geleceğinde İslam Medeniyetinin söz sahibi olma gücü kalmadı. Müslümanlar her coğrafyada deyim yarindeyse bir ölüm kalım mücadelesi verdiler. Neredeyse yok oluş felaketi ile karşı karşıya kaldılar. Ancak yüzyılın ikinci yarısı ile birlikte bu karabasan dönemi yavaş yavaş sona erdi ve hatta müslüman toplumlar yeniden tarihin yapımında kurucu aktörler olarak kilit rolü oynama azmi, çabası ve iradesi göstererek yeni bir sıçrama döneminin eşiğine geldiler. Yüzyılın ilk yarısında hedeflenen müslüman toplumları pasifleştirerek yok etme projelerinin iflas ettiği görüldü. Bu durum emperyalist güçlerin Sovyetlerin dağılma süreci ile birlikte müslüman coğrafyaya tekrar yönelerek aynı amaçlar doğrultusunda yeni plan ve projeler geliştirme ihtiyaçlarının ortaya çıkmasına yol açtı. Soğuk savaş döneminin 1990’ lı yıllarla birlikte sona ermesi ile birlikte global müstekbirler insanlığın önüne önce Yeni Dünya Düzeni (YDD) projesini sundular. Bu düzen şimdi Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) ile hayata geçirilmek isteniyor. Bölge halkları çok iyi biliyor ki bu aslında Siyonistlerin binlerce yıllık hedefi olan Büyük İsrail Projesinden (BİP) başka bir şey değildir. Bu amaçların gerçekleştirilmesi için Bush’un güvenlik danışmanı Rice’nin de başlangıçta söylediği gibi bölgedeki 22 ülkenin sınırlarının değişmesi gerekmektedir. Bunun ilk adımları da Afganistan ve Irak’ın işgalleri ile atılmıştır. İkinci hedef enerji kaynaklarının ele geçirilmesidir. Daha şimdiden bolge petrollerinin @’ı olan Irak petrolleri, Afganistan’daki zengin uranyum kaynakları fiilen olmak üzere el değiştirdi. Bu durum dünya bor tuzlarının u ine sahip bulunan ülkemizi de yakından ilgilendirmektedir. Üçüncü olarak yüksek ve ileri teknolojinin bölge ülkelerinin eline geçmesi de engelleniyor. Bizim ülkemizde değişik zamanlarda yapılmaya çalışılan nükleer santrallerin çeşitli ‘tesadüfler’(!) sonucunda sürekli ertelenip akim kalması, bölge ülkelerinin ( Tabi ki İsrail hariç) elinde bulunabilecek nükleer, biyolojik ve kimyasal silahların küresel tehdit olarak dünyaya gösterilmesi bu amaca hizmet etmektedir. Bir başka hedef ise küresel sömürü aracı olan doların mevcut hegemonyasının sürdürülmesidir. Bölgedeki enerji kaynakları da kullanılarak bu ülkelerin ekonomik olarak felç edilme durumunun sürdürülmesi amaçlanmaktadır. Öyle ki her imkana sahip olan bir ülke bile doları yoksa hiçbir şey yapamaz haldedir. Dolar bulmak için ise ya borçlanması ya da mevcut imkanlarını başka birilerinin bastığı kağıt parçaları ile değişmesi gerekmektedir. Bunun da özellikle bölge ülkelerinin köleliğinin devam etmesi anlamına geldiği çok açıktır. İkiz kulelere yapılan şaibeli saldırılar sonrasında dünyaya nizamat vermek için yola çıkan Amerikanın yaptığı işin adını “Teröre karşı topyekün haçlı savaşı” olarak koyması da bir tesadüf değildi. Yaşadığımız bu coğrafyaya yönelik hesaplar, bu coğrafyanın gerçeklerini, dinamiklerini, değerlerini yok sayarak belirleniyor. Bu kuşatıcı projeler bile meydana gelecek sürprizleri önleyemeyecek, kontrol altına alamayacaktır. Bunca baskı, aşağılama ve kan, bütün hesapların boşa çıkarılacağı gelişmeleri tetikleyecektir. BÜYÜK DOĞU MU BÜYÜK ORTADOĞU MU ? Sayın Başbakan Kültür Bakanlığının düzenlediği Üstad’ı anma toplantısında “Üstad’ın ideolocyasının kendisine bugünkü ufukları açtığını” söylemiş. Galiba bize, “Baylar ve bayanlar endişeye kapılacak bir şey yoktur. Büyük Ortadoğu Projesi aslında Üstad’ın Büyük Doğu idealinden başka bir şey değildir.” demek istedi. Biz de Üstad’ın ideolocya örgüsünden iki paragrafı bu vesile ile hatırladık...: “Biz hangi milleti ve siyasî zümresiyle olursa olsun, Avrupalıların hoşuna gittikçe ve alkışını topladıkça, böbürlenmek yerine başımızı taştan taşa vursak daha iyi ederiz. Zira bizim, hangi milleti ve siyasî zümresiyle olursa olsun, Avrupalının hoşuna gitmemiz ve alkışını toplamamız, ancak kendimizi tahrip ve inkarımız nispetinde kabildir.” “Şu yüzden ki, biz Avrupalının kendi familyasından sandığı bir millet değiliz. İstediğimiz kadar ondan olduğumuzu iddia edelim, onun kılığına bürünelim ve harfleri ile yazalım, Avrupalı bu iddiamızı, hatta bu iddiada muvaffakiyetimizi alkışlarken, için için bize gülecek, bizden tiksinecek ve tuzağa kendi ayağıyla düşen bu safdil avı kaçırmamak için her şaklabanlığı yapacaktır.” MÜSLÜMAN ALİMLER BİRLİĞİ Geçtiğimiz ay içinde Tanınmış âlimlerden Yusuf El Kardavi başkanlığında, “Dünya Müslüman Alimler Birliği” kuruldu. Birlik, müslümanların kendi içlerindeki dağınıklığa son vermeyi amaçlıyor. Aynı zamanda İslam dünyası dışındaki toplumların da İslam dini hakkındaki yanlış bilgilerini düzeltmeyi, önyargılarını yok etmeyi de hedefliyor. Dünya Müslüman Alimler Birliğinin amaçlarına uygun olarak hareket etmesini, hedeflediği çalışmaları en güzel bir şekilde yapmasını, müslüman birliğini sağlamasını temenni ediyoruz. Büyük Ortadoğu Projesiyle İslam dünyasının işgal edilmek istendiği bir dönemde başta D-8 olmak üzere, Dünya Müslüman Alimler Birliği gibi önemli kuruluşlara çok ihtiyacımız var. Bu kurumlara sahip çıkmalı, işgale sömürüye ve adaletsizliğe karşı ciddi bir kalkan olduklarının farkında olmalıyız.. ACABA MI ? ABD’nin eski başkanlarından Reagan, Siyonizm’in armagedon diye adlandırdığı büyük kıyamet savaşına işaret ederek “İsa ile Deccal arasında, Kudüs civarında vuku bulacak savaşı muhtemelen bizim nesil görecek.” diyordu. Peygamberimiz, Deccal denilen büyük fitneden bahsederken, kendisinden önceki bütün peygamberlerin ümmetlerine bundan bahsettiğini bildirmişti. Deccal dünyaya şerri hakim kılmak için savaşacak ve “Rablık” iddiasında bulunacaktır. İslam kaynakları 70.000 yahudinin ona tabi olacağını yazar. Hz. İsa ikinci defa avdet edecek ve deccalle savaşarak onu yenecektir. Siyonist evangelist ittifakının armagedon dediği bu savaşa bizim kaynaklarımızda Melhame-i Kübra adı verilmektedir. Bu savaşın gerçekleşeceği yer ise “atların diz kapaklarına kadar kana gömüleceği” haber verilen Amik Ovasıdır. Amik Ovası Konya’nın güneydoğusunda ve Torosların eteklerinde yer almaktadır. Merak ettiğimiz, İsrail-ABD ikilisinin Konya’mızda yıllardır tatbikat yapma heveslerinin ve son zamanlarda gündeme taşınan Kıbrıs’ın kuzeyinde üs kurma ihtiyacı duymalarının konu ile ilgisi olup olmadığıdır. DÜN – BUGÜN DÜN Milletvekilleri el kaldırma makineleri değildir. Hükümet el kaldır dediğinde kaldıran, indir dediğinde indiren milletvekili anlayışı AKP iktidarının ilk gününde tarihe gömülmüştür. (Seçimlerden sonra.) BUGÜN Ben milletvekiliyim açıklama yaparım diyenler...Yapamazsın kardeşim. Bağımsız yapamazsın. AKP çatısı altında, bu markanın altında yapamazsın. Öyle bildiri mildiri...( DEP eski milletvekillerinin serbest bırakılmasından sonraki hükümet politikalarını eleştiren bildiri yayınlayan AKP’li vekillere. R.T.E.) NATO TOPLANTISI Son NATO toplantısı İstanbul’da yapıldı. Ülkemiz ABD’ninki başta olmak üzere bir çok devlet adamını ağırladı. Toplantı için neden Türkiye’nin seçildiği, İstanbullulara verdiği zahmetler vs çokça tartışıldı. NATO toplantısının en önemli konusunun BOP olduğu biliniyor. Komünizmin çökmesinden sonra NATO’nun varlığını sürdürebilmesi için gerekli yeni düşmanın ‘İslam’ olduğu artık kesin. Toplantıda BOP’ u somutlaştırıcı adımlar atıldı. NATO bünyesindeki “istihbarat teşkilatı”nın işlevi artırıldı. Irak güvenlik birimlerine verilecek eğitim NATO bayrağı altına alınarak işgal meşrulaştırıldı. Afganistan’daki asker sayısı artırıldı. Bush zirvede diğer üye ülkelere şunları söylüyor.: “NATO’nun görevi sadece bir güvenlik örgütü olmakla sınırlanamaz. Demokrasi, insan hakları gibi evrensel değerlere de öncülük yapmalıdır.” (NATO’nun buna göre birinci hedefinin bizzat Bush’un kendisi olması gerekiyor.) NATO toplantısı sırasında birde skandal meydana geldi. Değerli medyamıza olay “Önce elini göster sonra tokalaş.” esprisi ile yansıdı. Ev sahibi olduğumuz ülkemizde, misafir bir devlet başkanına hoş geldin demek için tokalaşmak isteyen devlet bakanlarımıza elleri o şahsın korumaları tarafından “tırnak muayenesinden” geçirildikten sonra izin verildi. Sömürge ülkelerinde bile rastlanılmayacak bu olay karşısında sayın devlet bakanımız Beşir Atalay beyin önce biraz şaşırdığı ama daha sonra o zat ile tokalaşarak onurlandırıldığı da medyamızda yer aldı. Kaynak : ilkadımdergisi emin alper , süleyman konak

Talha Erhan profil resmi
Talha Erhan
7 yıl önce

BOP amerikanın orta doğu üzerinde siyasi ve ekonomik gücünü sağlamak üzere geliştirdiği bir proje. Proje kapsamında orta doğuda yeni sınırlar yeni siyasi sistemler ve yeni ekonomik sistem hedefleniyor. Aynı ikinci dünya savaşı sonu avrupanın yaptığı gibi tek fark iste orta doğuda yapılmaya çalışılan sistemin dışarıdan getirilmeye çalışılması ve daha çok dışardan getirene yarıyacak olması. Sistem Ülkeler arasında ki sınırların açılması hedefleniyor(Ekonomik rahatlığın sağlanması için). Eğer sistem dışa çalışmak yerine içe çalışırsa ortadoğu için belki de büyük bir kurtuluş olur. Bu sisteme karşı çıkmak yerine ortadoğu ülkeleri bu sistemin içe çalışması için uğraş verseler günümüz avrupasını refah anlamında geçeceklerdir. Türkiye'nin bu proje üzerinde ki konumu ise diğer orta doğu ülkeleri kadar önemli. Amerika ve israil nasıl şuan diğer orta doğu ülkeleri ile bu sebeple çatışıyorsa aynı şekilde Türkiye ile de çatışmaya girebilir. Bu sebepten o anı beklemek yerine yapılmaya çalışılan sistemin tektikleyicisi olup bu sistemi kendi lehimize çevirmek en azından aleyhmize çalışmasını engellemek çok önemli.

Chico Goldwire profil resmi
Chico Goldwire
7 yıl önce

ve tabiiki bukadar anlatımdan sonras ki okursanız çok faydası olur o bölgede bir kürt devletide içinde diyarbakırı olan bir kürt devletide söz konusu :S şimdi buna eşbaşkanlık yapan birisimi yönetiyor ülkeyi ? harita için bknz: http://www.sendika.org/resimler/harita.jpg-2006-11-23.gif bunun gibi birsürü site var..

Talha Erhan profil resmi
Talha Erhan
7 yıl önce

"Bu sebepten o anı beklemek yerine yapılmaya çalışılan sistemin tektikleyicisi olup bu sistemi kendi lehimize çevirmek en azından aleyhmize çalışmasını engellemek çok önemli. " abi, bak sen akıllı adamsın , farklı bir konuda ki tartışmamızdan ben bunu hissettim.. ama şu cümle nedir ? çalışan sistem dediğinin amerikanın ve israilin kendileri için kurdukları kocaman bir krallık! sende diyorsun ki biz kapısında duralım mı ? yanlış anlamş olabilirm.. hiç birşekilde kabul edilemez bir projedir bop. israil tamamen kendi isteği doğrultusunda amerikayla işbirliği yapmaktadır ve bop büyük israil projesi demektir. başka hiçbirşey değil. sanıyormusun ki türkiyeyi burda bir şeyler düşecek , tabiiki hayır. kullan at gibiyiz .. atmaya cesaretleri yok tamamen kaybederiz diye o yüzden yem atıyorlar ufak tefek arada ve böylece susuyoruz.. bence tartışılmayacak kadar anlaşılır bu projenin sonunda nasıl büyük bir israil yahudi zihiniyeti ve amerika gücü ortaya çıakcağı..

Talha Erhan profil resmi
Talha Erhan
7 yıl önce

tetikleyici olursak bu işin altında bizim silahımız kullanır bir kaç el ateş etmek için bizi çekerler sonra parmak izlerinide biz kullandık diye gösterip silahıda bize dayarlar kendileri krallıklarını kurmuş olurlar.. yaptıklarımızla kalırız.. böyle şey denir mi hacı ya ?!?!

Talha Erhan profil resmi
Talha Erhan
7 yıl önce

iyi de bunun gibi haritalar çok bak bende bi tane örnek gösteriim sana http://img154.imageshack.us/img154/3515/bykortadoguprojesicm9.jpg bu arada senin gösterdiğin harita bildiğim kadarıyla fransada bir gazete tarafından çizildi bopla sonradan bazı çevreler ilişkilendirdi Benim bildiğim kadarıyla orjinal harita şuankinden pek de farklı değil http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/thumb/e/ec/GreaterMiddleEast2.png/800px-GreaterMiddleEast2.png senin bilgi topladığın yerden wiki den : )

Chico Goldwire profil resmi
Chico Goldwire
7 yıl önce

yaa bak zaten yazının başında dedim amerikanın kendi siyasi ve ekonomik gücünün bu bölgede sağlamak için yapılan bir proje olduğunu. Senin söylediğin şu demokrasiyi bizim aleyhimize kullancaklar demokrasiden uzak duralım. Diyorum ki biz içinde olsak da olmasakda bunu dayatmacı bir şekilde yapıyorlar. Bu proje iranı da ilgilendiriyor onlar karşı çıkıyor ama kimin umrunda bizim sizinle işimiz yok deyip oradaki hakimiyetlerini artırıyorlar. Yani söylemek istediğim biz istesek de istemesek orda güçlerini kullanacaklar.Dışardan seyretmek yerine içinde olup birşeyler yapmak gerekir.

Chico Goldwire profil resmi
Chico Goldwire
7 yıl önce

ama abi bak şimdi, içinde olunca okadar insanın bizde katline yada hakkına vesairesine girmiş olmayacakmıyız.. sen irandaki bir adam olsan böyle bir projeinin eş başkanı komşun olsa diğer eş başkanı ispanya kralımı nesiyse onlardan biri.. komşun eş başkana sahip olsa, ve bilsenki sana dalacaklar nedersin abi.. hay Allah bunların belasını diye başlarsın.. biraz empati abi.. bize yapılmasını istemediğimiz bir şeyin başkasına yapılırken yapanın yanında olmak.. olmaz abi böyle birşey.. he diyorsanki girelim içlerine ama gücü biz elimize geçirelim dayattırmayalım biz dayatıcak istihabrata askeri güce sahip olalım onları kandıralım felan o olur on varım ama bu şekilde dediğin gibi onlar zaten yapcaklar bari yanlarında olalım olmaz abi lütfen..

Talha Erhan profil resmi
Talha Erhan
7 yıl önce

Bak işte anlaşamadığımız nokta burası güçlünün yanında olalım değil bu konuda bizim de fikrimize olsun bize de danışılsın birşeyler yapılırken. Türkiye Irak'a Afganisatan'a BM ile birlikte girdi onlar işgalcilerden yanaydı biz ise ne dedik biz oraya barış için gidiyoruz. Irak halkı afgan halkı Türkiye'yi orada görünce bizi işgalci olarak değil korumacı olarak gördü Aynı şey BOP içinde geçerli. Orada birşeyler yapılmaya çalışıyor biz dışarda kalırsak yapılacak. En azından içerde olalım elimizden geleni yapalım. Birisi "Ben BOP için ürdünü yerle bir edicem" dediğinde "biz eş başkanız böyle birşey istemiyoruz" diyelim dışardan biri olarak "biz bunu istemiyoruz" dediğimizde "siz kim oluyosunuz" demesinler.

Chico Goldwire profil resmi
Chico Goldwire
7 yıl önce

deminki cevabım gibi başlayasım var yine , ama abi bak şimdi, bu adamların gücü ve o yahudiz zihniyetiyle bunlar zaten bize söz hakkı vermeyecekler bizim sayın Başbakınımızı eş başkan göstermelerinde ki amaç ki onlar yaptı zaten bunuda eşbaşkan, yani söz sahibi biz olmayacağız ki onun ağzıyla konuşacağız milyarlarca doalr borcumuz olan bir ülke bize söz hakkı verir mi buakdar kolay.. ?

Talha Erhan profil resmi
Talha Erhan
7 yıl önce

yaa biz nie anlaşamıyoruz ipler bizim elimizde olsa zaten biz engelleriz ipler bizim elimizde değil en azından o eli yönlendirenler arasında olalım hiç birşey yapamıyosak da kimin ne yaptığını bilelim. Dünyada yapılan her türlü faaliyetin içinde olalım. Afrikada kabileler birbirine giriyo ruanda katliamını bilirsin iki farklı ırk birbirini katlatti. Arka planda neler olduğunu kim biliyor sadece o katliamın içinde olanlar. Diyorum ki ne olursa olsun içerde olalım. Katliam da yapsalar içerde olalım dedikleri gibi refah da getirseler(!) içerde olalım.

Chico Goldwire profil resmi
Chico Goldwire
7 yıl önce

yaa biz nie anlaşamıyoruz şuraya koptum abi anlaşıcaz anlaşıcaz inşallah, fikir alışverişi yapıyoruz , ama bence katliam varsa içerde olmak bizide o kanlı ellerden yapar ben bunu istemiyorum sadece evet tamam bilelim edelim kabul ediyorum ama içerde olmak okadar katliamın yapanlar arasnda olmak zulemdenlerin yada özgür ülkelerinin özgürlüklerini elinden lanların yanında olmak bana mantklı gelimior

Talha Erhan profil resmi
Talha Erhan
7 yıl önce

tamam kabul aralarında olmayalım bırakalım eş başkanlığı şindi bi çözüm önerisi söyle de ki biz bu işe şu şekilde müdehale edelim. Yanlışa karşısı susmayalım birşeyler yapaım. Ama ne?

Chico Goldwire profil resmi
Chico Goldwire
7 yıl önce

Zenginin malı züğürdün çenesini yorar. Bu BOP ve bilimum komplo teorileri de o türden. Adam dünyanın süper gücü. İstediğini yapar, güçlü olduğu sürece de haklı olacaktır.

Adem Çamurcu profil resmi
Adem Çamurcu
7 yıl önce

cevabı o kadar geniş vermisinki bize cevap kalmamış.

yunus ykaya profil resmi
yunus ykaya
7 yıl önce

3.dünya savaşının ta kendisidir. Usa-Irak, Lüban - İsrail, İsrail - Filistin, Türkiye - Kuzey Irak... böyle uzar gider.

Toprak Cemal profil resmi
Toprak Cemal
7 yıl önce

Birkaç istatistik

Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) nedir ? haritaları nasıl çizilmiştir. İsrail'in ve Amerikanın bu projedeki üstlendiği roller nelerdir ? ile ilgili katılımcı yaş ve cinsiyet oran grafikleri.

Bu sorular ilginizi çekebilir

Buradasınız: Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) nedir ? haritaları nasıl çizilmiştir. İsrail'in ve Amerikanın bu projedeki üstlendiği roller nelerdir ?
Copyright © 2007-2014 Bisorusor | Gizlilik ve kullanım şartları