
Mutfağımız kadim tatların, farklı mutfakların bilindiği ama her türlü denemenin serbest olduğu bir füzyon mutfak galiba. Geleneğin ve geleneksel tatların değerinin farkında, bu toplumun damak tadını bilen ama onu aşmayı, yeni tatlar sunmayı da kafasına koymuş bir aşçının işi.
Entelektüel arka planında bir taraftan Hannah Arendt’ten, Gramsci’ye, Foucault’ya, radikal demokrasi teorilerine uzanan, diğer tarafında Namık Kemal’den Mehmet Akif’e İdris Küçükömer’e ve günümüz Türkiyesi’ndeki demokrat literatüre uzanan bir çeşitlilik var. Bu çeşitliğin üzerine Sezen Aksu hayranlığı, Orhan Gencebay severlik gibi popüler kültürle bağlarını koparmamış, televizyonla ilişkisini kesmemiş bir gündelik hayat dili bilgisi de eklenince galiba samimi şeyler ortaya çıkıyor.
2006 yılında yayınladığımız bildiri de ‘bu dünyada Kürtlerle Türkler de birlikte yaşayamayacaksa zaten artık batsın bu dünya’ demiştik. Bizim gibi yıllarca üzerinde sarf edilmemiş sözün kalmadığı sorunlarla uğraşılan ülkelerde yeni, yaratıcı, popüler bir dil kurmaktan başka şansımız yok. Siyasi tartışmanın üzerinde döndüğü dilin tüm kelimeleri kirlenmiş ve işgal edilmiş durumda. Ne söyleseniz şifrelerden birine takılmamak, kafalardaki çekmecelerden birine tıkılmamak mümkün değil. O yüzden yeni bir söz söylemek gerekir. Tüm siyasi hesaplaşmadan bir parça sıyrılıp vicdanlarımızı devreye sokmak için yeni ve samimi bir söz söylemek gerek. Ayrıca mizahın çok önemli bir güç ve içine yüklenen mesajları en uzak noktalara kadar taşıyan çok etkin bir araç olduğunu düşünüyoruz.
Son dönemde dünyada muhalefetin dili de şenlikli bir dil oldu aslında. Siyasetin klasik öfkeli, asık suratlı fazla ciddi dilinin fasit dairesinden çıkıp yeni mevziler kazanmak, o güne kadar siyasetten bu soğuk ve fazla ciddi yüzü nedeniyle uzak kalmış geniş kesimlere doğru yeni bir hamle yapmak için yeni özgün yaratıcı bir dil kurmak çok önemli.
Kaynak : http://www.gencsiviller.net/leafs.php?leafs_id=1