Halk arasında tansiyon yükselmesi hastalığı denilen hipertansiyon kan basıncında meydana gelen yükselme olarak tanımlanır.
Kaynak : http://www.hipertansiyon.gen.tr/
Sistolik veya büyük tansiyon, kalbin atım yapması sırasında atardamarlara uyguladığı basınç; diastolik veya küçük tansiyon ise, kalbin kanla dolduğu sırada atardamarlardaki dirençtir. Kan basıncı dakika dakika farklıdır, vücut pozisyonuyla, egzersizle, uyku ve uyanıklık durumuyla değişkenlik gösterir. Hipertansiyon ise arteriyel kan basıncının normal sayılan sınırların dışına çıkmasıdır.
Hipertansiyonlu bireylerin; yaşam tarzlarını düzene sokmaları, fazla kilolarından kurtulmaları, ilaçlarını kesintisiz olarak almaları gerekmektedir. 18 yaş ve üstündeki erişkinlerde kan basınçlarının normal ve yüksek değerleri ve bunların da birinci, ikinci, üçüncü evreleri ile ilgili değerler aşağıdaki tabloda belirtilmiştir.
Bugün büyük tansiyon(sistolik) için kan basıncının 140 mmHg, küçük tansiyon (diastolik) için kan basıncının 90 mmHg’nin üzerinde bulunması hipertansiyon olarak tanımlanmaktadır. Genetik yatkınlığın yanı sıra, menopoz ve stres de hastalığın ortaya çıkmasını kolaylaştırıyor.
Kaynak : http://www.saglikplatformu.com/haberler/Ayrinti.asp?HaberNo=4264
Basınç kan dolaşımının sağlanması için gereklidir. Ancak kan basıncının normalden yüksek olması durumunda hipertansiyon oluşur. Kan basıncı ölçülürken büyük ve küçük tansiyon baz alınır. Büyük tansiyon kalbin kasılması, küçük tansiyon ise kalbin gevşemesi anında ölçülen kan basıncıdır. Hipertansiyon tanısı için büyük ve küçük tansiyondan birisinin normalden yüksek olması yeterlidir. İdeal olan tansiyon 120/80mmHg ve altıdır. 140/90mmHg ve üzeri ise hipertansiyon olarak kabul edilir.
Yaygın olarak görülen hipertansiyon sakatlıklara, kalp ve damar hastalıklarına, böbrek hastalıkların hatta ölümlere neden olan ciddi bir rahatsızlıktır.
Kaynak : http://www.doganhastanesi.com/bolum-kvc-kalp-damar-cerrahisi-merkezi.asp
yüksek tansiyon demektir.
Yüksek tansiyon ya da Hipertansiyon, aşırı yüksek tansiyon demektir. Normal kan basıncı değerleri bireyden bireye değişkenlik göstermekle beraber, sırasıyla sistolik için en çok 130 mm Hg, diastolik için ise en çok 85 mm Hg olmalıdır. Bu değerler normal kan basıncı değerleri olarak kabul edilmektedir. Sınırda normal değerler ise sistolik kan basıncı için 130-139 mm Hg, diastolik kan basıncı içi ise 85-89 mm Hg dır. Hipertansiyon sınırı ise sistolik kan basıncı için 140 mm Hg, diastolik kan basıncı için ise 90 mm Hg dır.
Kan basıncı ya da daha doğru söylemek gerekirse kanı kalpten dokulara taşıyan damarların kan basıncı, hastaya ait özellikler (yaş, cinsiyet, ırk gibi) ve fiziksel durumdan (istirahat, efor gibi) etkilenen bir parametredir. Bu nedenle de normal kan basıncı değerlerini belirlemek gerçekte oldukça güçtür.
Bugün kabul edilen kan basıncı değeri istirahat halindeki normal bir yetişkinde 120/80 mmHg'dır (milimetre civa). Herhangi bir kişide kan basıncı uyku sırasında düşük, sinirli ya da heyecanlıyken yüksektir. Normal şartlarda, sürekli olarak kan basıncı 120/80 mmHg (milimetre civa) üzerinde olan kişiler hipertansiyon hastalığı adayı kabul edilmektedir. Kan basıncı devamlı olarak 140/90 mmHg üzerinde seyrediyorsa hipertansiyondan bahsedilir.
Hipertansiyon kalp hastalıkları için ana bir risk faktörüdür. Eğer tedavi edilmezse beyin dolaşımı, kalp, damar, göz ve böbrek hastalıkları için ciddi hastalık ve ölüm oranlarında artışa sebep olur. Bir kez teşhis yapılıp tedavi başlanırsa artan kan basıncı düşürülebilir, kalp ve kalp dolaşım sistemindeki hastalık riski azaltılabilir.
Hipertansiyonun sebebi:
Hipertansiyonun tek bir sebebi yoktur. Oluşum mekanizması bakımından iki tür yüksek tansiyon vardır: Birincil (ya da esansiyel) ve ikincil. Birincil yüksek tansiyonun nedenleri tam olarak bilinmemekle birlikte, hastalığın oluşumunda kalıtım, ruhsal açıdan çabuk etkilenen heyecanlı kişilik, şişmanlık gibi bazı etkenler saptanmıştır. İkincil yüksek tansiyon aşağıdaki hastalıklardan sonra ortaya çıkabilir: Böbrek dokusu ve böbrek atardamarlarında yerleşen hastalıklar (akut ve kronik böbrek iltihabı, polikistik böbrek), böbreküstü bezinin kabuk bölümündeki hastalık nedeniyle kortizon ya da aldesteron hormonlarının fazla salgılanması sonucu görülen Cushing hastalığı ve Crohn hastalığı, böbreküstü bezinin iç kısmının (medulla) tümörü (feokromositom), aortun kalpten çıktığı bölgedeki darlığı, kafa içi basıncının artması.
Hipertansiyonun Yaygınlığı Nedir?
Gelişmiş ülkelerdeki yetişkin nüfusun %10-20 kadarında hipertansiyon bulunduğu hesaplanmaktadır. Sınırda hipertansiyon vakaları da katılırsa bu oran kuşkusuz daha yüksektir. Kişinin yaşı, cinsiyeti ve ırkı hipertansiyon sıklığı konusunda belirleyici faktörlerdir. Hipertansiyon siyah ırkta ve kadınlarda daha çok görülmektedir.
Kişi yaşının hipertansiyona olan katkısı öncelikle damarlarda yaşlanmaya eşlik eden anormalliklerdir. Bu durum özellikle de kanı kalpten damarlara taşıyan damarlardaki esneklik kaybı ile açıklanabilir. Ancak yaşla hipertansiyon arasındaki bu bağlantıya bazı ilkel toplumlarda hiç rastlanmamaktadır. Bu durumda etkili faktörün "uygarlaşma" ve bununla bağlantılı yaşam biçimi olduğu söylenebilir: örn. tuz kullanımı, aşırı beslenme, hareketsiz yaşam, stres, vs.
Hipertansiyonun Sınıflandırılması
Hipertansiyon, sıklıkla, nedenine göre sınıflandırılır. Buna göre iki tip vardır.
* esansiyel (primer - birincil) hipertansiyon
* sekonder (ikincil) hipertansiyon
Hipertansiyon vakalarının yaklaşık %90'ı, neden (etiyoloji) bilinmediğinden primer ya da "esansiyel" hipertansiyon olarak adlandırılır.
Hipertansiyon vakalarının geriye kalan bölümüne, yani yaklaşık %10'una bu durumun nedeni bilindiğinden "sekonder " hipertansiyon denir. Böbrek kökenli olan (renal) hipertansiyon bunların en yaygın olanıdır.
Tedavi:
Tedavide öncelikle diyetin kontrolü, yaşam tarzı değişiklikleri denenmeli, olmuyorsa ilaç eklenmelidir.
Hipertansiyonu olan hastalar bu ilaçları hekim kontrolünde kullanmalıdır.
· Hipertansiyonun tedavisi sakinleştiricilerle veya sarımsak gibi bazı doğal maddelerle yapılmamalıdır.
· Uygun ilaçlarla birlikte az tuzlu yemeye alışmalıdır. Tereyağlı yemeklerle ve et ağırlıklı gıdalarla beslenmenin zararlı olduğu bilinmeli, bunun yerine meyve ve sebze ağırlıklı beslenme tercih edilmelidir.
· Fazla kiloları vermenin, sigarayı bırakmanın ve her gün yürüyüş yapmanın da hipertansiyon tedavisine önemli yararı vardır.
· Hipertansiyonu olan hastalarda eğer eşlik eden bir organ hastalığı, örneğin böbrek yetmezliği varsa tedaviye çok daha titizlikle uymalı ve daha sık hekim kontrolünden geçmelidir.
· Hipertansiyon zamanında teşhis edilip uygun ilaçlar ile tedavi edilirse, bütün bu hastalıkların ve onlara bağlı ölümlerin önlenmesi mümkün olabilir.